“2 Kilo Altın, 6.5 Milyon TL: Van’daki Aşiret Düğününde Gösterişin Bedeli ve Toplumsal Duyarsızlık

Van’da gerçekleştirilen bir aşiret düğünü, geleneksel törenlerin sınırlarını aşan bir “takı” gösterisiyle gündeme oturdu. Geline 2 kilo altın, damada ise 6.5 milyon TL nakit takılması, sosyal medyada ve kamuoyunda iki zıt duygunun çatışmasına neden oldu: Kimileri için zenginlik ve cömertliğin simgesi, kimileri içinse ekonomik krizin tam ortasında sergilenen acımasız bir tezat.

“2 Kilo Altın, 6.5 Milyon TL: Van’daki Aşiret Düğününde Gösterişin Bedeli ve Toplumsal Duyarsızlık
“2 Kilo Altın, 6.5 Milyon TL: Van’daki Aşiret Düğününde Gösterişin Bedeli ve Toplumsal Duyarsızlık

Olayı salt bir özel gün kutlaması olarak görmek, toplumsal gerçekliği görmezden gelmek olur. Türkiye’de asgari ücretin 28 bin TL civarında seyrettiği, milyonlarca insanın geçim mücadelesi verdiği bir dönemde, tek bir gecede bir aileye yapılan bu nakdi yardımın, birçok vatandaşın yıllık gelirini katlaması manidardır. Üstelik bu takıların kaynağı, aşiret içi dayanışma mı yoksa ekonomik gücün teşhiri mi, tartışma mı?.

Gelenek adı altında yapılan bu tür “gösteriş enflasyonu”, toplumsal eşitsizliği körükleyen, dar gelirli bireyleri psikolojik olarak ötekileştiren bir yarışa dönüşmüş durumda. Düğünlerin artık bir “statü savaşı” alanına evrilmesi, kültürel değerlerin içinin boşalmasıyla da yakından ilişkili. Hediyeleşme duygusu yerini, alıcının sosyal sermayesini sergileme kaygısına bırakıyor.

Öte yandan, “zengin aşiret” hikâyesiyle sınırlamak da eksik olur. Asıl sorulması gereken: Bu kadar yüksek miktardaki paranın ve altının kaydı nedir? Vergisel yükümlülükler yerine getirilmiş midir? Takılan miktarlar, resmî kayıtlara nasıl yansıyacaktır? Medyada “müthiş cömertlik” olarak sunulan bu manzara, aslında denetimsiz bir ekonomik hareketliliğin de göstergesi olabilir.

Van’daki bu düğün, bireysel bir mutluluk hikâyesi olmaktan çok, toplumun kutuplaşan refah algısının, tüketim çılgınlığının ve geleneksel yapıların modern ekonomiyle çarpışmasının sembolü haline gelmiştir. Eleştirel bakış, ne geleneği yok sayar ne de kutlamayı hedef alır; ancak, bu tabloyu sadece “görkem” olarak okumak, derindeki yaraları görmezden gelmektir.