Sağlık Bakan Fahrettin Koca, Uyarmıştı: Omicron İle Delta'nın İlk 7 Günü!

Bakan Koca 'omicron' varyantının Türkiye'de görüldüğünü söyleyerek "Bunlardan 5'i İzmir'de, 1'i İstanbul'da. Şu 6 vakanın sağlık sorunu hastane ihtiyacını çıkarmadı. Belirtileri ağır olmayan, hafif ve ayaktan takip edilen hastalar" demişti. (KLİMİK) Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği’nin yaptığı açıklamaya göre ilk 7 gün sonuçlarında Omicron’da yoğun bakım ve solunum desteği ihtiyacının Delta varyantına göre çok daha az olduğu tespit edildi.

Sağlık Bakan Fahrettin Koca, Uyarmıştı: Omicron İle Delta'nın İlk 7 Günü!
Sağlık Bakan Fahrettin Koca, Uyarmıştı: Omicron İle Delta'nın İlk 7 Günü!

Omicron Delta'nın ilk 7 günü, SARS-CoV-2 Omikron Varyantı başta Avrupa ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede yayılmaya devam etmekte olup, bazı ülkelerde toplum içinde de yayılmaya başlamıştır. Kısa süre önce Avrupa Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (ECDC), omikron varyantının birkaç ay içerisinde vakaların %50’sinden sorumlu hale gelebileceği tahmininde bulunmuştur.

Güney Afrika’da vaka sayıları çok hızlı bir artış eğilimini sürdürmekte, ancak klinik seyrinin deltaya kıyasla daha hafif olabileceğine dair ilk izlenimleri destekleyen veriler gelmeye devam etmektedir. Şu ana kadar yoğun bakım ve solunum desteği gereksiniminin deltaya kıyasla daha düşük seyrettiği görülmektedir. Diğer ülkelerdeki omikron varyantına bağlı vakalara ilişkin gözlemler de aynı doğrultudadır.

Omicron varyantının tutunma proteininde bazı amino asit ilavelerinin soğuk algınlığına yol açan koronavirus 229E ile rekombinasyonun bir sonucu olabileceği ve buna dayanarak da varyantın hastalandırıcılık özelliklerinin zayıflayarak sıradan bir soğuk algınlığı virusuna doğru evrildiğine ilişkin spekülasyonlar gündemde yer tutmakla birlikte, iki virus arasında bir rekombinasyonu destekleyen bilimsel kanıtlar bulunmamaktadır. Varyantın hangi ülkede ortaya çıktığı ve evrimleşme sürecinin nasıl gerçekleştiğine dair görüşler tahminlere dayalı olup, bilimsel kanıtları henüz yoktur.

AHRI'den (Güney Afrika Sağlık Araştırmaları Enstitüsü) Alex Sigal ve ekibinin gerçek virus kullanarak kısıtlı sayıda serum örneği üzerinde gerçekleştirdikleri birinci çalışmada, iki doz BioNTech (BTN162b2) aşısı sonrası sağlanan antikorların omikrona karşı nötralizasyon kapasitesi orijinal kökene kıyasla 40 kat azalmış bulunurken; doğal infeksiyon sonrası aşılanmış kişilerde ise bu düşüşün daha az olduğu saptanmıştır.

İsveç Karolinska Enstitüsü ve Güney Afrika Cape Town Üniversitesi’nden araştırmacıların ortaklaşa yaptığı 2. çalışmadaysa, WHO (Dünya Sağlık Örgütü)’nün referans serumunun omikrona karşı aktivitesi yine 40 kat azalmış olarak bulunmuştur. Kan donörleri ve daha önce COVID-19 geçirmiş ve aşılanmış sağlık çalışanlarının serum örneklerinin çoğu omikron varyantına karşı aktivitesini korumakla birlikte omikronu nötrleme kapasitelerinin sırası ile 7 ve 5 kat azalmış olduğu sonucu elde edilmiştir. Ancak bu sonuçların ön sonuçlar olduğu ve doğrulanacağı belirtilmektedir.

Frankfurt Goethe Üniversitesi’nde Tıbbi Viroloji Enstitüsü Başkanı Sandra Ciesek ve ekibinin yaptığı 3.çalışmanın ön sonuçları Profesör Ciesek’in twitter hesabından paylaşılmıştır. Bu çalışmanın sonuçları da ilk çalışma ile örtüşmekte olup iki doz BioNTech veya Moderna aşısı yapılmış kişilerde nötrleme kapasitesinin sıfırlandığını, BioNTech hatırlatma dozu yapılmış olanların %25’inde nötrleyici antikorların var olduğunu göstermektedir. Rutin olarak önerilen 2 dozluk birincil aşılama şemalarından sonraki düşüş bu çalışmada da 37 kat olarak saptanmıştır.

Yukarıda özetlenmiş her üç çalışma da özellikle 2 doz aşılama sonrası elde edilen antikor yanıtlarının omicron varyantına karşı etkili olamayabileceğini, geçirilmiş infeksiyon+aşılama ya da 3. doz uygulamaları ile elde edilen antikorların omikrona karşı aktivitelerini bir ölçüye kadar koruduklarını göstermektedir. Bu veriler, primer aşılamanın omikrona bağlı özellikle ağır hastalık ve ölüm riskini azaltmada da yetersiz olacağı anlamına gelmemektedir. Kesin bir yargıya varabilmek ancak ek çalışmalar geretirmektedir. 3. dozların korunma açısından önemli olduğu görüşü genel olarak paylaşılmakla birlikte bu konuda da daha fazla verinin ortaya çıkmasına gereksinim vardır.

Omicron'un, Delta'ya rağmen altı(6) kata kadar daha bulaşıcı olduğu hesaplanan omicronun bağışıklığı yüksek olan toplumlarda yayılımının, bu 3 çalışma ile de bir ölçüde desteklenmiş olup antikorlardan kaçma yeteneğiyle kolaylaştığı söylenebiliriz. Bunlara ek yeni varyantın infekte edebildiği kişilerde önceden var olan bağışıklığın, hastalığın daha hafif geçmesine de katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

 

KAYNAK: (HABER GLOBAL)