Eşini İhanet Üstünde Yakalayan Kocanın Müdahalesi "Hukuka Uygun" Sayıldı
Hukuk dünyasında tartışma yaratacak bir olayda, eşini üçüncü bir şahısla kendi yatağında yakalayan sanık hakkında verilen beraat kararı kesinleşti. Olay sonrası eşini ve diğer şahsı kaçmalarını engellemek amacıyla iple bağlayıp polise teslim eden kocanın eylemi, mahkeme tarafından "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçu kapsamında değerlendirilmedi.
Olay, sanığın işten eve erken gelmesiyle yaşandı. Kendi yatak odasında eşini bir başka erkekle yakalayan koca, büyük bir şok yaşamasına rağmen fiziksel şiddete başvurmak yerine farklı bir yöntem izledi. Şahısların kaçmasını engellemek ve delilleri muhafaza etmek amacıyla her iki tarafı da iple bağlayan koca, durumu vakit kaybetmeden emniyet güçlerine bildirdi.
Mahkeme Gerekçesi
Yerel mahkeme ve ardından dosyayı inceleyen üst mahkeme, sanığın niyetine ve eyleminin sınırlarına odaklandı.
Kararda:
Sanığın şahısları bağlamaktaki amacının darp veya işkence değil, kolluk kuvvetleri gelene kadar olay yerinde tutmak olduğu vurgulandı.
Eylemin, sadakat yükümlülüğünün ihlali ve konut dokunulmazlığının ihlali gibi suç teşkil edebilecek bir durumun tespiti için "zorunlu bir muhafaza tedbiri" niteliği taşıdığı ifade edildi.
Sanığın şahıslara karşı öldürme veya yaralama kastıyla hareket etmemesi, doğrudan polise haber vermesi "suç işleme kastı" bulunmadığının en büyük kanıtı sayıldı.
Türkiye Ceza Kanunu kapsamında "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçu, hukuka aykırı bir amaçla bir kimsenin bir yere gitmesini engellemeyi kapsar. Ancak bu olayda mahkeme, durumu "suçüstü halinin devamı" ve "delil karartılmasını önleme" çerçevesinde değerlendirerek hukuka uygunluk arz eder.
"Sınır Aşılmamalı"
Hukukçular, bu kararın her benzer olay için "yeşil ışık" anlamına gelmediği konusunda uyarıyor. Eğer sanık, şahısları bağladıktan sonra darp etseydi veya polise haber vermeden saatlerce alıkoysaydı, durum "kasten yaralama" ve "işkence" suçlarına evrilebilirdi.
Web Özel
www.habertusba.net





